Hüzünlü Hüzzâm Besteler

 

 

 

 

Eski bir gramofondan taş plak dinlediyseniz bilirsiniz, önce iğnenin cızırtısı sonra kanûnun   taksimi dolar odaya. 

 

   Şarkıların ne sözlerine, nede hüzünlü öykülerine dikkat ederiz. Oysa onlar yıllar öncesinin koleksiyon raflarında kalmış, yada bir bestenin notaları arasına sıkışmış hüzünlü aşk hikayeleri ile doludur.

15. yüzyılda altın yıllarını yaşayan Klasik Türk Müziği, daha sonraki dönemlerde saray müziği kimliğinden sıyrılıp, halkın beğenisini kazanmıştır.

 

      Bütün dönemlerinde hüzünlü aşk hikayelerini, en edebî güfteleri ve en dokunaklı besteleri  repertuarında barındırmıştır. “Beyhude geçen ömürler”, “mümkün mü unutmak güzelim neydi o akşam / rüya gibi, hülya gibi bir şeydi o akşam”lar kimselere söylenemeyen sır dolu hikayeler, hüzünlü, hüzzam makamında itiraf edilmiştir.  Ne bir selam veren, nede bir haber alınan eski dostlar, notalarda aranmıştır. İsmail Hakkı, gönlünü kaptırdığı “fikrinin ince gülü”ne, Acem Kürdî makamında seslenmiştir. Vefasız sevgililere yazılan güfteler, öyküleriyle birlikte sarayda yüzyıllarca yankılanmıştır.

 

Kemanî Rıza Efendi, Abdül Mecit devrinde Harem-i Hümayun fasıl takımına keman muallimi tayin edilmiş, bir keman virtüözü idi. Kemandaki ustalığı dolayısıyla Kemanî ismiyle anılır, Harem-i Hümayun fasıl takımında bir birinden güzel saraylı hanımlara ders verirdi.

 

Muallim Kemanî Rıza efendi, “sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç”  demeye dili varmayarak, öğrencilerinden birinin aşkına mazhar olmuş, bu aşka kayıtsız kalmayıp her fırsatta Paşa kızı ile aşklarını yaşamıştır. Çaresiz, bîvefa (vefasız) sevgili, daha sonra kendisine kendi gibi bir Saraylı bulur. Eski sevgilisinin Sarayda yapılacak düğününe, Kemanî Rıza Efendinin katılması emredilir. O yıkıldığı  gece, eline aldığı kemanıyla, o akşam güftesini ve bestesini yaptığı hüzzam şarkıyı çalar;

 

“Meyledüp ağyârı aldın yânına

         Bî vefa hercâi yazık şânına

         Âşıkın kıymak mı kasdin cânına

         Bîvefa hercâi yazık şânına”

 

Sarayın başka bir bestekarı Hacı Arif Bey ise uğruna saraydan ayrıldığı vefasız aşkı Çeşmi Dilber’den aynı vefasızlığı görür. Hacı Arif Beyin Saray dışındaki zor zamanlarında onu yalnız bırakan Çeşmi Dilber,  bir zengin tüccarla evlenir. Vefâsız bir gülü sevse de bülbül, bin yemin etse de aşkına dair, terk edilmiştir ve bu parçayı besteler.

 

 

     Bin yemîn ettin  â zalim yokmu insâfın senin

        Gönlümü yıktı temelden tîr-i müjgânın senin

         Âşıkı mahv eylemek mi lûtfu ihsânın senin.

 

 

Hacı Arif Bey tüm bu vefasızlıklara rağmen aradığı mutluluğu Saraylı bir Çerkes kızı olan Zülfi Nigar’da bulur. Ona olan tutkusu ve yaşadığı mutluluk ise çok fazla sürmez. Zülfi Nigar yakalandığı hastalık sonucunda ölür. Ve Sultâna derdini Namık Kemalin güftesiyle bestelediği o meşhur şarkısıyla anlatır.

 

 

        Olmaz ilac sine-i sad pâreme

            Çâre bulunmaz bilirim yareme

                Baksa tabîban-ı cihân çâreme

 

                        Çâre bulunmaz bilirim yareme

 

        Klasik Türk Müziği,  Sultanlara anlatılan çaresizlikleri,  vefasızlıkları ve hüzünlü öykülerini hala şarkılarında taşır. Günümüzde dahi benzer öykülere rastlamanız mümkündür.

 

        Çağdaş edebiyatımızın son yıllardaki en başarılı şair ve güfte yazarı Cansın Erol Hanımefendi, Selahattin İçli ile birlikte bir sürü şarkıya hayat vermişlerdir. 1978 yılında genç yaşta eşi Vural Erol’u kaybettikten sonra, sanatın acıyla bir başka şekillendiğini söyler.  Cansın Hanım sevgili eşini, güftesi kendisine ait olan bu  güzel şarkı ile anar.

 

 

Güneşin battığı yerde
  Bir dönülmez ufka gittin
    Beni böyle dertli garip
      Bitkin bıraktın
        Gittiğin gün gibi sessiz
          Seninle doluyum sensiz
             Yalnız bıraktın

                                   ......

            Yaşamaktan başka söyle
               Aramızda fark mı kaldı
                  Cansın derdin can mı kaldı
                     Duman olup geleceğim

 

        Klasik Türk Müziği hüzünlü hikayeleri ve  yaylı tamburun  inleyen nağmeleri ile bir başka dünyaya götürür sizi, sonra alır günümüze getirir. Eskimiş radyolar gibi çatıya saklanan aşkları keşfettirir size.

 

                     Feridun Büyükyıldız

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !